2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2015 Pazartesi

                



    Televizyon Oscar’ları olarak adlandırılan Emmy ödülleri dün gece Los Angeles’ta yapılan görkemli bir törenle 67. kez sahiplerini buldu. Brooklyn Nine-Nine’dan tanıdığımız komedyen Andy Samberg’in ilk kez sunduğu ödül törenine Game Of Thrones, Olive Kitteridge  ve dolayısıyla HBO damgasını vurdu. Drama dalında En İyi Dizi, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında ödül alan Game of Thrones, böylece 2015’deki ödül sayısını on ikiye çıkarmış ve %50 başarı oranını yakalayarak yeni bir rekor kırmış oldu. (24 adaylık 12 ödül) Yıllardır kendi yağında kavrulan dizilerden biri olan, geçen yıl aday olmasına rağmen ödülü Modern Family’e kaptıran Veep bu sene En İyi Komedi Dizisi seçilirken, geçen sene Fargo’nun kucakladığı Mini-Dizi ödülünü ise Fargo’nun film versiyonundan tanıdığımız Frances McDormand’ın üstün oyunculuğuyla iyi bir noktaya taşıdığı, HBO’nun Olive Kitteridge dizisi kazandı. Louis CK, Kevin Spacey, Bob Odenkirk gibi aktörlerin ve Mad Men, House of Cards, Homeland gibi dizilerin hayal kırıklığıyla tamamladığı, ödüllerin sanki daha önceden rezerve edildiği gecenin adaylarına ve kazananlarına kısaca bir göz atalım.

yakışmış başkan


             Drama’yla başlayalım;

            Geçen yıl törene damgasını vuran Sherlock, Fargo ve Breaking Bad’in bu sene olmayışları, yine geçen sene Drama Dalında En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Fukunaga’nın ahı tutması üzerine True Detective’in rezil bir ikinci sezonu geride bırakması, House of Cards’ın, Mad Men’in ve Orange is New Black’in ise kurul tarafından üvey evlat muamelesi görmesi sebebiyle; kitap serisinden tamamen kopmuş, ilk yedi bölümü çöp, bir bölümü “Walking Dead”, bir bölümü “Dünya ne kadar küçük” ve bir bölümü de “Hayat tesadüflerle dolu” temalarıyla süslü Game of Thrones, En İyi Drama Dizisi ödülünü kazandı. Son sezonuyla özellikle kitap serisinden ayrışma sürecinin çok ani oluşu (Barristan the Bold nasıl ölür lan allahsızlar?), kahramanların karakteristlik özelliklerinin çok ani değişimi (Kızını yakan Stannis?), senaryonun amaçtan çok araca hizmet ederek küçük olayların ana olayın önüne geçmesi, can alıcı olayların hep tesadüf sonucu meydana gelmesi gibi olaylar, Game of Thrones’u kitap ve dizinin birleşimi bir seri olarak takip eden hayranlarının gözünden düşürdü. Bu sezondan nefret eden hayran kitlesine rağmen seçici kurulun diziye dört ödülü birden layık görmesini ben, geçen yıllardaki en iyi döneminde bile  Game of Thrones’ın diğer yapımlar karşısında çok çok az ödül alabilmiş olması olarak yorumluyorum. Seçici kurulda ben olsaydım, bir Vince Gilligan hayranı olarak, En İyi Drama Dizisi ödülünü izleyiciye mükemmel bir on bölüm izleten AMC’nin Better Call Saul dizisine verirdim. Fakat insanların Breaking Bad’in her törenden ödüllerle dönmesinden artık tiksindiğini düşündüğümüzde ise bir Breaking Bad Spin-Off’u olan Better Call Saul’un Breaking Bad’in olmadığı ilk törende ödül alması tepki çekebilirdi. (Ne kadar çok Breaking Bad dediğimin farkındayım.)

Game of Thrones ekibi onlayn


            Drama Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu dalında Bryan Cranston’ın yıllarca ödülleri süpürmesinin ardından bu yıl ödül yarışının Kevin Spacey ve Jon Hamm arasında geçmesi bekleniyordu. (Her ne kadar gönlümüzde Bob Odenkirk olsa da) Ödülü kazanan ise Jon Hamm oldu. Yıllarca adaylıklardan eli boş dönen Hamm, Mad Men’in bitmesi ve Kevin Spacey’e ödül verebilmek için kurulun bir yıl daha süresinin olması sebebiyle ödülü aldı diyebiliriz. Seneye çok üstün bir performans gösteren bir aktör olmazsa da ödül Kevin Spacey’in. Bakalım bu sefer ödülü aldığına inanabilecek mi?

nice genç senin ortamını gördü de tercihlere reklamcılık yazdı başkan


          Drama Dizisinde En İyi Erkek Yardımcı Oyuncu ödülünü alan Peter Dinklage ödülü almak için bu sene pek bir şey yapmadı diyebiliriz. Dizinin özellikle geçen sezonunda üstün performans gösteren aktör, bu sene kah şarap içerek kah gemide seyahat ederek ödüle uzandı. Daha önce de söylediğim gibi Game of Thrones’un aldığı ödüllerin çoğu geçmiş yıllarda kaybettiklerine ithafen alınmış ödüller. Bu kategoride Dinklage’i zorlayabilecek tek performans Better Call Saul'dan Jonathan Banks idi. Zaten Dinklage de konuşmasında bundan bahsetti.

ödülü geçen sene bu replikle almıştı zaten: "I did not kill Joffrey but I wish that I had. ... I wish I was the monster you think I am. I wish I had enough poison for the whole pack of you. I would gladly give my life to watch you all swallow it. I will not give my life for Joffrey's murder. And I know I'll get no justice here, so I'll let the gods decide my fate. I demand a trial by combat!

                Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ise çoğumuz için yine sürpriz birine gitti, ABC’nin How to Get Away with Murder dizisinden Viola Davis. Tam bir kapalı kutu olan; bu Hukuk Draması, Gizem türündeki yeni dizi daha ilk sezonunda bu büyük ödülü alırken, Viola Davis’in canlandırdığı Ceza Hukuk Profesörü’ne karşılık ödül için Homeland’dan Claire Danes, Mad Men’den Elisabeth Moss, House of Cards’ın first lady’si Robin Wright yarışsa da başarılı olamadılar.
.


              Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ise bu ödül töreninde performansıyla aldığı ödülü en çok hak eden birine gitti, Orange is New Black’ten Uzo Aduba. Geçen sene rol arkadaşı Kate Mulgrew aday olsa da ödül Mom dizisinden Allison Janney’e gitmişti. Aduba’nın bu seneki rakipleri ise Mad Men’den Christina Hendricks, Game of Thrones’tan Emilia Clarke ve Lena Headey,  Downton Abbey’den Joanne Froggatt ve The Good Wife’dan Christine Baranski idi. Eğer bu kategoride Uzo Aduba aday olmasaydı ödülün Game of Thrones'ta The Mothers Mercy bölümündeki oyunculuğuyla Lena Headey’e gitmesini isterdim.

ben çok doluyum da

                Drama Dizisinde En İyi Senaryo ödülü; mükemmel bir kitap serisini, daha fazla ses getirmek ya da diğer bir deyişle daha fazla para kazanmak uğruna harcayan muhteşem ikili David Benioff ve D.B. Weiss’e  ve Mother’s Mercy bölümüne gitti. (Shame!) Adaylardan biri olan Better Call Saul’un “Five-O” bölümü ise Breaking Bad’den  tanıyıp bir baba gibi saygı gösterdiğimiz Mike Ehrmantraut’ın hikayesini emsalsiz bir şekilde anlatıyordu. Jonathan Banks’in bu performansı ona bu törende adaylık getirse de seçici kurul bu bölümü Shame! diye bağıran rahibelerle değişti.

sen daha iyilerine layıksın be Mike baba...

                En İyi Drama Yönetmeni ise yine Game of Thrones’tan David Nutter’a yine Mother’s Mercy ile gitti. (Ne bereketli bölümmüş be arkadaş?!) 

                      Komediyle devam edelim;

                2012’den beri sessiz sedasız ama derinden ilerleyen ve kendi hayran kitlesini çoktan oluşturmuş Veep’in En İyi Komedi Dizisi seçilmesi çoğumuz için sürpriz oldu. Veep’i zorlayabilecek dizilerden ikisi olan Louie ve Parks and Recreations ise zaten yıllardır Modern Family & The Big Bang Theory hegomanyasından sıkılmış oldukları için Veep’in ödül almasına kendileri ödül almış gibi sevinmişlerdir. Benim bu kategoride kalbimden geçen ise çok iyi bir sezon geçiren Louie idi. Sanırım Louie’nin, anlatımıyla sıradan Amerikan mizahından sıyrılması ve salt ‘komedi’ olmaması jüri tarafından takdir görmedi. (Their smiling faces give me diarrhea.)


                Komedi Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü ise Transparent’dan Jeffrey Tambor aldı. Louis CK, Louie’deki Bobby’s House bölümünde mükemmel bir oyunculuk sergilemişti. Karşısındaki kadını karşılıksız seven bir adamın neler yapabileceğini esprili bir dille anlatmaya çalışan Louis CK, her ilişkinin sonunda biraz da hüzün ve hayal kırıklığının olduğu fikriyle biten bir bölümle izleyicinin karşısına çıkmıştı. Yazık oldu.

Louie 5 x 4: Bobby's House


                Komedi Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve Komedi Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödülleri, En İyi Komedi Dizisi seçilen Veep’ten  Tony Hale ve Julia Louis-Dreyfus’a giderken herkes bu karakterlerin bu ödülleri çoktan hak ettikleri konusunda hemfikirdi. Benim kalbim Leslie Knope için çarpmış olsa da gerçekler bu yönde.

tamam anladık ödülü sen aldın tamam


                   Komedi Dizisinde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü Mom’dan Allison Janney’e gitti. Ödül bir an Mayin Bialik’e gidecek diye korkan binlerce insan da böylece rahat bir nefes aldı. Yoksa siz de artık ekranda The Big Bang Theory görmek istemeyenlerden misiniz?

        En İyi Komedi Dizisi Senaryosu ödülünü Veep’ten  Simon Blackwell, Armando Iannucci ve Tony Roche alırken, En İyi Komedi Dizisi Yönetmeni ödülü ise Transparent’den Jill Soloway'e gitti.



yaşlanmışsın görmeyeli..

                En İyi Mini Dizi, Mini Dizi/Tv Filminde En İyi Erkek Oyuncu (Richard Jenkins), Mini Dizi/Tv Filminde En İyi Kadın Oyuncu (Frances Mcdormand), Mini Dizi/Tv Filminde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Bill Fucking Murray) (1977'den beri ilk Emmy'si), En İyi Mini Dizi Senaryosu (Jane Anderson), En İyi Mini Dizi/Tv Filmi Yönetmeni (Lisa Cholodenko) ödülleri ise Game of Thrones’la beraber ödül törenine damgasını vuran Olive Kitteridge’ye gitti. Olive Kitteridge yalnızca Mini Dizi/Tv Filminde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü American Crime’dan Regina King‘e bıraktı.

Regina King, Müslüman bir kadını oynadığı American Crime ile ödülü evine götürdü.

                67. Emmy Ödül törenlerinin kısaca özeti bu yöndeydi. Ülkemizde pek çok takipçisi olan yabancı dizilerin yarıştığı bu ödül töreninin gerçek kazananları ise 3 ödül alan Veep, 4 ödül alan HBO’dan Game of Thrones ve yine HBO’dan 6 ödüllü Olive Kitteridge oldu. HBO sahip olduğu 40 adaylıktan 10’unu kazanırken onu 8 adaylıktan 3 ödül çıkartan Comedy Central ve  5 adaylıktan 2 ödülle dönen Amazon takip etti.

              Gecenin hayal kırıklıkları ise, The Good Wife, Modern Family, Louie, House of Cards, ve Better Call Saul oldu.


                 Sevgiler.
               

Bonus : Peter Dinklage ve Ödül Konuşması



                

15 Eylül 2015 Salı


The Maze Runner: The Scorch Trials 

18 Eylül 2015
Yönetmen: Wes Ball
Oyuncular: Dylan O’brien, Nathalie Emmanuel
Konu: Labirentten çıkmayı başaran kahramanlarımızın önüne bu sefer aşmaları gereken birkaç engel daha çıkar.

Filmden bahsetmeye başlarsak; öncelikle ilk filme göre biraz daha sıkıcı olacağını düşünüyorum çünkü filmin asıl konusu labirentten çıkmaktı ve çıktılar da. ‘’Eee şimdi ne olacak peki?’’ diye bir soruyor insan. Yine de beklediğim filmlerden bir tanesi. Beklentilerimi yüksek tutmamaya çalışıyorum sadece. Wes Ball 2. filmin kitaptan biraz ayrılacağını belirtti. Filmde ‘’Game of Thrones’’ dizisinden tanıdığımız Aiden Gillen(Lord Baelish/Littlefinger), Nathalie Emmanuel(Missandei) ve Thomas-Brodie Sangster(Jojen Reed) da rol alıyor.



Black Mass 
18 Eylül 2015
Yönetmen: Scott Cooper
Oyuncular: Johnny Depp, Benedict Cumberbatch, Joel Edgerton
Konu: Güney Boston bölgesinde ki en azılı ve en korkulan suçlulardan biri olan Whitey Bulger, sicilini temizlemek için FBI muhbirliğini kabul eder. Kendisi aynı zamanda eyalet senatörü Bill Bulger’ın da erkek kardeşidir.

Johnny Depp ödeme gecikmesi yüzünden filmden kendi isteğiyle çıktı ama sonra işler istediği şekilde gidince geri döndü. Benedict Cumberbatch ve Julianne Nicholson 2. defa aynı filmde rol alacak. Film gerçek bir hikayeye dayanıyor. Merak edilen sorulardan biri de: Film kendisine Oscar adaylığı kazandırabilecek mi?



Everest 
25 Eylül 2015
Yönetmen: Baltasar Kormakur
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Jason Clarke, Keira Knightley
Konu: Everest’i kendilerine hedef edinen dağcılar yolda fırtınaya maruz kalır.

-    Christian Bale 2014’de çıkan ‘’Exodus: Gods and Kings’’ filmi yüzünden bu filmde rol almayı reddetti. Film, 1996 Everest Dağı'nda yaşanan bir faciadan esinlenmedir. Jason Clark bu ‘’Terminator: Genysis’’ filminde olduğu gibi bu filmde de Christian Bale yerine kadroya alınmıştır. Jake Gyllenhaal'ın da içinde bulunduğu filmimiz acaba akademi için yeterli olacak mı?


Legend
2 Ekim 2015
Yönetmen: Brian Helgeland
Oyuncular: Tom Hardy, Emily Browning, Taron Egerton
Konu: 1950’li yıllarda İngiltere’nin Londra şehri ikiz suçlular tarafından terörize ediliyor. Tom Hardy filmde geçen bir dövüş sahnesinde ayak bileğini çatlatmıştır.

Son dönemin en popüler isimlerinden biri olan Tom Hardy 2015 yılında sınırları zorlamaya devam ediyor. Akademideki büyük ekranda kendimi izlemek istiyorum diyen Hardy filmde 2 karakteri canlandırıyor. Aynı filmde 2 kişiyi canlandırarak gerçekten de büyük bir işe soyunmuş kendisi. Şahsi düşüncem bu filmin Hardy'ye büyük bir getirisi olacak.


The Martian
 2 Ekim 2015
Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Matt Damon, Jessica Chastain, Sean Bean,
Konu: Mars’a yolculuk yapan bir astronot ekibi kendini bir fırtınanın içinde bulur. Fırtınadan sağ salim kurtulan ekip aralarından birinin eksik olduğunu fark eder.

Uzayda geçen filmler daima dikkatimi çekmiştir. Star Wars mesela, en sevdiğim. Fakat bu film pek Star Wars tarzı değil. Uzayda geçiyor diye illa lazerler beklememek gerek, daha çok uzayda bir kurtarma çalışması. Ridley Scott her zaman büyük oynayan bir yönetmen olmuştur. Filmi de 70 günde çekmeyi başarmış. Tahminen yine şirkete büyük paralar kazandıracaktır.



Steve Jobs
9 Ekim 2015
Yönetmen: Danny Boyle
Oyuncular: Michael Fassbender, Kate Winslet, Jeff Daniels
Konu: Apple’ın geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden CEO’su Steve Jobs’ın iş hayatı.

Apple şirketinde önemli rol oynayan fakat maalesef geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden dünyanın önde gelen CEO’larından Steve Jobs’ı daha iyi tanıma şansı bulacağız filmde. Güzel bir biyografi olabilir gibime geliyor. Özellikle içinde senenin en çalışkan ismi Michael Fassbender varken.



Pan 
9 Ekim 2015
Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Hugh Jackman, Amanda Seyfried, Levi Miller
Konu: Yetim bir çocuk kendini bir anda tehlikerle ve eğlencelerle dolu bir büyülü evrende bulacaktır.

Çocukluğumuzun Peter Pan’i en sonunda tekrar film oluyor. Hem aksiyonlu hem de eğlenceli bir film olacağına kesin gözüyle bakıyorum, ayrıca Hugh Jackman da eminim ki filme çok şey katmıştır. Tipindeki değişiklik bile filmin güzel olacağının habercisi.




Bridge of Spies 
16 Ekim 2015
Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Tom Hanks, Eve Hewson, Alan Alda
Konu: Amerikalı bir avukat, soğuk savaş esnasında Amerika’da yakalanan bir Rus casusunun savunma avukatı olarak atanır.

Aaah ah eskiden savaşan, cephelerde cirit atan Tom Hanks, şimdi ancak savaşın avukatlığını yapıyor. Güzel bir konu ve güzel bir drama var bu filmde. Steven Spielberg’den milliyetçiliği dolu dolu hissedeceğimiz bir -başyapıt?- daha.




Secret in Their Eyes 
23 Ekim 2015
Yönetmen: Billy Ray
Oyuncular: Nicole Kidman, Julia Roberts, Chiwetel Ejiofor
Konu: 3 FBI ajanı küçük bir kızın ölüm ihbarına giderler. Gittiklerinde ölen küçük kız aslında Julia Roberts’ın oynadığı Jess karakterinin kızıdır.

Nicole Kidman ve Julia Roberts gibi 2 güler yüzlü insanın ilk kez bir arada oynadıkları film neden böyle bir ağır dram acaba? Böyle polisiye ve ağır suçlarla ilgili filmlerde genelde erkek oyuncuları görürdük. Fragmanına bakacak olursak güzel bir film bizi bekliyor.




Paranormal Activity: The Ghost Dimension 23 Ekim 2015
Yönetmen: Gregory Plotkin
Oyuncular: Olivia Taylor Dudley, Chloe Csengery, Brit Shaw, Ivy George
Konu: Fleeges ailesi yeni bir eve taşınır. Garajda bir kamera ve kasetler bulan aile, lenslerle etrafa baktıkça garip şeyler olmaya başlar.

Tek başına izlenmeyecek bir film daha mı? ‘’Paranormal Activity çok baydı’’ dedikodusu artık bitecek mi? Maalesef bitecek. Yapımcılar son film olduğunu resmen açıkladılar. Yani filme gidecekseniz içiniz rahat olsun. Daha da yok.




The Last Witch Hunter
23 Ekim 2015
Yönetmen: Breck Eisner
Oyuncular: Vin Diesel, Rose Leslie, Elijah Wood, Michael Caine
Konu: Kaulder insanlarla, en korkunç cadıların arasında koruyucu görevi yapan tek kişidir.

Heyecan ve aksiyon dolu fantastik bir film olacak gibi duruyor fakat Vin Diesel abimizi ben böyle bir filme yakıştırmadım. Fantastiklik ona göre değil.




James Bond 007: Spectre 
6 Kasım 2015
Yönetmen: Sam Mendes
Oyuncular: Daniel Craig, Christoph Waltz, Ralph Fiennes, Monica Bellucci
Konu: James Bond kendi geçmişiyle alakalı kimseye söylemediği bir mesaj alır.

İşte bu! En sevdiğim ve en sabırsızlandığım film herhalde bu olabilir. Yine müthiş bir aksiyon bizleri bekliyor. Bu filmi kesinlikle sinemada izleyin derim.




The Hunger Games: Mockingjay Part 2 
20 Ekim 2015
Yönetmen: Francis Lawrence
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Liam Hemsworth, Natalie Dormer
Konu: Artık soğuk savaş bitmek üzeredir. Katniss Everdeen ve 13. Bölge tüm gücüyle Kapitol’e saldırma planları yapmaktadır.

Evet bu filmin part 1 kadar sıkıcı olmayacağını hepimiz biliyoruz, artık soğuk savaş bitti. Artık aksiyon zamanı! Serinin son filmi olması beklenen filme karşı beklentim, beklentimiz çok büyük.




Creed
25 Kasım 2015
Yönetmen: Ryan Coogler
Oyuncular: Sylvester Stallone, Michael B. Jordan, Tessa Thompson, Graham McTavish
Konu: Eski Dünya Şampiyonu Rocky Balboa, en büyük rakibi Apollo Creed’in oğlu Adonis Creed’e koçluk yapmaktadır.

Bir nevi Rocky’nin devam filmi denilebilir. En büyük rakibinin oğlunu kendisi gibi dünya 1.si yapabilcek mi? Ryan Coogler çektiği Fruitvale Station'la kazandığı Sundance sonrası muhteşem bir sıçrama yapmış; Warner Bros. yapımcılığında Sylvester Stallone gibi bir isimle çalışma şansını yakalamış. İlk filmindeki başarısını acaba Creed ile devam ettirebilecek mi?




In the Heart of the Sea 
11 Aralık 2015
Yönetmen: Ron Howard
Oyuncular: Chris Hemsworth, Cillian Murphy, Brendan Gleeson
Konu: Balina avlamak için denize açılan mürettebat 90 gün boyunca, devasa bir balinayla baş başa kalır.

Chris Hemsworth’u Marvel dışında görmek beni mutlu ediyor. Akademi ödüllü Ron Howard bizi bu sefer de Moby Dick ile tanıştırıyor. 




Knight of Cups
11 Aralık 2015
Yönetmen: Terrence Malick
Oyuncular: Christian Bale, Cate Blanchett, Natalie Portman
Konu: Los Angeles’ta yaşayan bir yazar; etrafında olan garip olaylara alışmaya, başka bir deyişle, anlamaya çalışmaktadır.

Filmin oyuncu kadrosu gayet iyi, hatta mükemmel diyebilirim. Ana karakterler dışında filmde, Ben Kingsley, Antonio Banderas, Wes Bentley gibi isimler rol alıyor. E tabii izlenmeye değer bir film gibi duruyor. Sonuçta yaptığı her iş ile ses getirmeyi başaran Terrance Mallick'ten bahsediyoruz.




Star Wars: Episode VII The Force Awakens 18 Aralık 2015
Yönetmen: J.J. Abrams
Oyuncular: Harrison Ford, Mark Hamill, Carrie Fisher
Konu: George Lucas tarafından çekilen serinin devam filmi.

Eveeeet gelelim geçen yıldan beri hepimizin sabırsızca beklediği Star Wars’a. Fragmanı izlerken Han Solo’nun ‘’Chewie, we’re home.’’ demesinden bile tüylerim diken diken oldu, anılarım canlandı. Herkesin kafasında ‘’Acaba ne olacak?’’ tarzı bir soru vardır elbette. Bekleyip göreceğiz. Bence 2015’te gidilmesi gereken en önemli filmlerden biri.




Joy
25 Aralık 2015
Yönetmen: David O. Russell
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Bradley Cooper, Robert De Niro
Konu: 4 jenerasyon boyunca maddi açıdan yükseliş gösteren bir ailenin genç kızı Joy Manogan, kendi başarılarını elde etmek için çabalar.

Çektiği son 4 filmin 3'ü ile Oscar'a aday olan hatta ödüller kazanan David O. Russell, Jennifer Lawrence, Bradley Cooper ve Robert De Niro'yu çok sevmiş olsa gerek ki 3 film üst üste onlarla çalışmayı tercih etmiş. İlginç bir istatistik daha Jennifer Lawrence, David O. Russell ile çalıştığı 2 filmde de Oscar'a aday oldu hatta birinde ödül almayı başardı. Acaba Joy, Lawrance'ın yeni bileti olacak mı?




Snowden
25 Aralık 2015
Yönetmen: Oliver Stone
Oyuncular: Shailene Woodley, Scott Eastwood, Nicolas Cage, J. Gordon-Levitt
Konu: Bir CIA ajanı, gizli olan binlerce dosyayı basına sunar ve bir anda arananlar listesinde en başa yükselir.

Citizenfour'un dünya çapında ses getirmesi sonrası Edward Snowden'ın biyografisini yapmaya karar verdiler. Citizenfour'da gördüğüm Edward'ın NSI'den dosyaları nasıl kaçırdığını izleyeceğiz. Tabii fragmandan bir şey anlamak mümkün değil ama ne anlatacağını biliyoruz.


5 Eylül 2015 Cumartesi



Eğer sıkı bir dizi takipçisi iseniz, izlediğiniz birkaç dizi varsa fakat yeni sezonlarının ne zaman geleceğini bilmiyorsanız doluşun. 2015-2016 sonbahar-kış-ilkbahar döneminin dizilerinin başlama tarihlerini sizin için derledik.

Hala Tarihleri Duyurulmamış Olan Diziler:



Pretty Little Liars
American Idol
It's Always Sunny in Philadelphia
Black Sails
Better Call Saul
Vikings
House of Cards
Penny Dreadfull
DC's Legends of Tomorrows(Yeni Dizi)
Orange is the New Black
Outlander
House of Lies
Person of Interest
American Dad
Bates Motel
12 Monkeys
-2015-

11 EYLÜL
Z Nation

15 EYLÜL
Best Time Ever with Neil Patrick Harris(Yeni Dizi)

16 EYLÜL
South Park

19 EYLÜL
Doctor Who

21 EYLÜL
The Big Bang Theory
Gotham
Voice

22 EYLÜL
The Muppets
Scream Queens(Yeni Dizi)
Limitless(Yeni Dizi)

23 EYLÜL
Empire
Law and Order
Modern Family
Nashville

24 EYLÜL
Grey's Anatomy
The Blacklist
Heroes Reborn(Yeni Dizi)

27 EYLÜL
Last Man On Earth
The Simpsons
Family Guy
Once Upon a Time

29 EYLÜL
Marvel Agents of Shield

4 EKİM
The Good Wife
Homeland
The Affair
The Leftovers

6 EKİM
The Flash
iZombie

7 EKİM
American Horror Story
Arrow
Supernatural

8 EKİM
The Originals
The Vampire Diaries

11 EKİM
The Walking Dead

12 EKİM
Fargo

24 EKİM
Davinci's Demons

26 EKİM
Supergirl

31 EKİM
Ash vs Evil Dead(Yeni Dizi)

5 KASIM
Mom


-2016-

17 OCAK
Shameless

24 OCAK
The X-Files(Yeni Dizi)

NİSAN
Game of Thrones


Not: Başlangıç zamanları kesinlik kazanmamış dizilerin tarihleri duyruldukça listeyi tekrar tekrar güncelleyeceğiz. Sizin merak ettiğiniz veya eklememizi istediğiniz bir dizi var ise iletmeniz yeter, hemen koyarız.

16 Ağustos 2015 Pazar


      "Büyüklere çizgi filmler” özellikle The Simpsons’tan beri büyümeye devam eden bir akım. Aradan geçen yıllarda beyaz cam bu akıma onlarca iyi dizi hediye etti. Aklınıza hemen South Park, Family Guy, Futurama, American Dad isimleri gelse de geçtiğimiz yıla tam anlamıyla damgasını vuran çizgi dizi Adult Swim'de ekrana gelen Rick and Morty idi.
    
Rick, birası ve her işe yarayan kumandası

       Aslında Rick and Morty’i dede ve torunun maceralarını anlatan bir çizgi dizi diye tanımlamak yanlış olmaz fakat bu maceraların; zaman yolculuğu, paralel evrenler, zaman kırılmaları, klonlanmalar gibi bilim kurgu öğelerini içerdiğini de belirtmek zorundayız.  (Sadece jeneriğini izlemek bile dizi hakkında fikir sahibi olmak için yeterli.) Çılgın mucit bir dede (Rick), aptal aile babası, bütün aptallıklarına rağmen onu seven bir anne, tiki ergen bir kız ve tam anlamıyla looser bir erkek çocuktan (Morty) oluşan bir Amerikan ailesi ilk başta biraz klişe gibi gelse de dizi başlama anından itibaren özgün anlatımıyla sizi etkisi altına alıyor. Dizinin ilk saniyesiyle birlikte uyumakta olan torununun odasına dalan sarhoş bir dedenin, bir anda onu uzay gemisiyle bir gezintiye çıkarmasıyla bunu anlayabiliyoruz. (Ki bence en kötü bölümü ilk bölüm.) Dizi bolca Futurama ve özellikle Back To the Future kokuyor, özellikle Rick’in fiziksel görünümünün Emmett Brown’a benzerliği ve Morty-Marty isimlerinin uyumlarını izleyici hemen yakalasa da dizi size eşsiz karakterleri, güçlü senaryosu, kusursuz kurgusu ve absürtlüğüyle benzer yapımlardan daha fazlasını sunuyor. Bir bölümde uzaylılardan kaçan kahramanlarımız diğer bölümde bir insanının içine girebiliyor ya da diğer paralel evrenlerdeki yaşantılarına dahil olabiliyor. Rick and Morty’nin bir bölümü, odanın içerisinde kendi başına gezinen limitsiz bir hayal gücünün yirmi dakikaya sığdırılıp aralara da zekice cümleler ve klişelerle dalga geçen karakterlerin serpiştirilmesiyle yaratılmış gibi. 

Evsiz bir insanın içindeki sınırsız eğlence yeri, Anatomy Park!

       Dedemiz, Rick alışılmış ak saçlı dedelerden değil. Sadece çöplerden oluşan bir uzay aracı yapabilecek ve bu aracı bir tornavidayla tamir edebilecek kadar yeteneğe ve bilgiye sahip. Yalnız bütün bunlara sahip olsa da alkolle başı belada bir tip. Devamlı bir alkol kusması halinde ve ağzının kenarında biriken salya ile her an kusacakmış gibi konuşuyor. Bu konuşmalarını ise genelde geğirmeleriyle bölüyor. Aile bağları pek kuvvetli değil, evin babası olan damadıyla devamlı bir sürtüşme halindeler. Ailede en iyi anlaştığı kişi ise Morty. Bunun sebebi onu çok sevdiğinden değil sadece kolay yönetebileceği bir yardımcıya ihtiyacı olduğundan. Bu yardım etmeler Morty’nin okul hayatını olumsuz yönde etkilese de zamanla ayrılmaz bir ikili haline geliyorlar. Biraz Morty'den bahsedecek olursak;  kendisi, daha önce de bahsettiğimiz gibi tam bir looser. Okulda ya da aile içerisinde pek değer gördüğü söylenemez. Bu da onu zamanla endişeli, pısırık ve saf biri yapmış, belki de bu yüzden önemsendiğini düşündüğü için Rick’in yanında. Atıldıkları maceralardan ölecek gibi korksa da her zaman yanında olup onu kurtarmak için bekleyen Rick’in varlığı, onu rahatlatabiliyor. İzleyiciye Morty'nin Rick için pek değerli olmadığı hissettirilse de dizideki bir bölümde, torununun varlığının Rick için ne kadar önemli olduğunu gözlemleyebiliyoruz


       Her bölümde vaat ettiği emsalsiz maceralarıyla, bölüm sonu şarkı seçimleriyle, karakterlerinin özgünlüğüyle, ince göndermeleriyle, yarattığı evrenle, absürtlüğüyle, size hissettirdiği o güzel o değişik kafayla Rick and Morty, şans verilmesi gerekilen bir seri. Bu günlerde başlayan ikinci sezonuyla ve size sunduğu –an itibariyle- 14 bölümüyle keşfedilmeyi bekliyor.  

         Sevgiler.

Bonusumuz :
  Ordering a Pizza


     e-mail : mehmetcanmicik@gmail.com
     twitter : twitter.com/isupergeil
     vimeo : vimeo.com/canmicik